sexhikayen

Erotik Şiirler

Beş Oda, Beş Gece: Tenin Ezberlediği Şiirler

Beş şehir, beş oda, beş gece: izinle başlayan dokunuşları, bekleyişi ve sabahı anlatan kısa bir erotik şiir seçkisi.

Beş Oda, Beş Gece: Tenin Ezberlediği Şiirler
Fotoğraf: Ramez E. Nassif / Unsplash

Beş erotik şiir, beş oda, beş gece. Söylenmeden önce bekleyen kelimeler için küçük bir seçki.

Moda’da Dördüncü Kat

Kapının önünde bir anahtar gibi durdum,

sen içeride çayı demlerken.

Merdivenlerde ıhlamur kokusu,

avucumda adının ilk hecesi.

“Gir,” dedin, ve o tek kelimede

bütün bir yazın sıcaklığı vardı,

bütün bir kışın bekleyişi.

Ceketimi astığın çiviye

utancımı da astım.

Perdeyi çekmedik.

Bırak, dedin, ay görsün,

görsün de kıskansın;

ve ay, bütün gece balkonda

bir kedi gibi bekledi.

İzin

Önce sordun,

bileğime dokunmadan önce,

sanki bir kapının tokmağına değil

bir kuşun kanadına uzanır gibi.

“Olur mu?” dedin.

Ben de bir nefes kadar sustum,

o susuşun içinde

bin kere evet dedim.

Sonra ellerin geldi,

yavaş, ezberlemeye niyetli,

omzumdan ensemin çukuruna,

orada bir şiir yarım kaldı,

orada ben

yeniden başladım,

bir cümlenin ortasından,

senin cümlenin.

Bodrum’da Gece Yarısı İskelesi

Tuz kurumuştu tenimizde,

dilimin ucunda deniz,

dilinin ucunda adım.

Gulet usulca sallanıyordu,

halatlar gıcırdıyordu,

bir yıldız düştü,

dilek tutmadık.

Ne dileyecektik ki?

Senin nefesin boynumda,

benim avucum kalbinde,

dalgalar ikimizin yerine

kıyıya bir şey anlatıyordu.

Fener söndü.

Gerisini deniz bilir,

deniz kimseye söylemez.

Ben de söylemem,

yalnızca sabah tenimde kalan tuzu

bir mektup gibi saklarım.

Kapadokya, Taş Oda

Taşın içine oyulmuş bir odada

mum ışığı duvarlara

bin yıllık bir dua gibi yayıldı.

Sen ellerini ısıttın önce,

sonra ellerimi,

sonra adımı söyledin

kimsenin söylemediği gibi:

yavaş, hece hece,

sanki bir kapıyı açıyorsun.

Dışarıda balonlar yükseliyordu şafakta,

içeride biz,

yere hiç değmeden,

havada asılı iki nefes.

Taş sıcaktı sabaha karşı,

taş bile bizi hatırladı.

Sabah, Kızılay

Şehir uyanıyor aşağıda,

simitçinin sesi, ilk otobüs,

bir kapı kapanıyor bir yerde.

Sen hâlâ uyuyorsun,

dudağının kenarında

dün geceden kalma bir gülümseme,

yastığında saçımın kokusu.

Perdenin aralığından bir şerit ışık

omzuna düşüyor,

ben o şeridi parmağımla izliyorum,

uyandırmadan.

Kalkmıyorum.

Kalkarsam bu oda

sıradan bir oda olacak,

bu sabah sıradan bir sabah.

Oysa ben, kırk yaşımda,

ilk kez bir sabahı

bir sevgili gibi bekliyorum:

gelsin, ama yavaş gelsin,

gelsin, ama önce

kapıyı çalsın.

Karaköy'de Bir Kadının Tenine Yazılan Koku Sıradaki hikaye · Bunu seveceksin Karaköy’de Bir Kadının Tenine Yazılan Koku 6 dk okuma · Okumaya başla →

Yorumlar

Düşüncelerinizi paylaşın

E-posta adresiniz yayımlanmaz. Lütfen saygılı olun.